Haberler
•
•
4 dk okuma
Mozaik Eseri Cennetin Hediyesi İzmir'de Sergileniyor

Hatay Antakya'da yaşayan Menel Hüzmeli (45), 12 yaşında ziyaret ettiği bir ören yerinde mozaik sanatıyla tanıştı. Burada gördüğü kadın silueti dikkatini çeken ve mozaik sanatıyla ilgilenmeye başlayan Hüzmeli, bu konuda çok sayıda eğitim aldı. 2018 yılında mozaik atölyesini açan Hüzmeli, sayısız öğrenciye eğitim vermekle beraber 50 sanatçı adayı öğrenci de yetiştirdi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 'Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı' unvanını alan ve Türkiye'ye 3 boyutlu mozaik sanatını kazandıran ilk sanatçı olan Hüzmeli, Antakya'da açılacak el sanatları müzesinde sergilenmek üzere bir eser hazırlamaya başladı.
Hüzmeli, 500 bin taş kullanarak yaptığı 1 ton ağırlığındaki 'Cennetin Hediyesi' isimli eserini yaklaşık 1,5 yılda tamamladı. Hüzmeli, eserini sergilenmek üzere teslim etti ancak 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinde eseri ile enkaz altında kaldı. Hüzmeli, Antakya'da deprem sonrası ailesi ile enkazdan kurtarıldıktan sonra İzmir Selçuk'a yerleşirken, 2,5 ay sonra yine enkazdan çıkartılabilen eserini de İzmir'e getirdi.
Hüzmeli, eseri depremde hayatını kaybeden öğrencileri için yaptığı dokunuşlarla tamamlarken, eser İzmir Selçuk Art Agora'da sergilenmeye başlandı. 'Cennetin Hediyesi' isimli dev eserinin hikâyesini anlatan Menel Hüzmeli,
“Antakya'da El Sanatları Müzesi açılacaktı ve bunun için benden şehri anlatan bir eser istendi. Bana biraz zaman tanımalarını istedim. Yaklaşık 2,5 ay geçti ancak bir tasarım bulamamıştım. Rüyamda tepelerde ulu, güçlü ve bol taneli bir zeytin ağacı gördüm ve bu eseri yapmaya karar verdim. Çünkü Antakya'da birçok dinin bir arada olduğu kardeşçe bir yaşam sürüyoruz. Zeytin ağacının her kutsal dinde yeri vardır. Ve zeytin ağacı bizi dalları altında toplayan mistik bir can gibi Antakya'nın en kadim, en eski sahibidir. Tasarımı 3,5 ay sürerken yapım aşaması ile tamamlanması 1,5 seneyi buldu. Tabanını beton harcı ile yapıp katman katman yükselterek işlediğim, yaklaşık 500 bin taş kullandığım ve 1 ton ağırlığında olan çok özel bir çalışma ortaya çıktı. Adeta nefes alan, kadim geçmişi anlatan, beni aşan bir eser oldu.” dedi.
Sanatıma Sarıldım
'Cennetin Hediyesi' adını verdiği yapıtın yarı değerli ve özel granit taşları da içerisinde barındırdığını söyleyen Hüzmeli, “Hiçbir boya kullanmadım, insanlar gördüğünde yeşil rengin boya olduğunu düşünüyor ancak doğanın boyayarak bize verdiği doğal taşları kendim kerpetenle işleyerek hazırladım. Guinness Rekorlar Kitabı'na başvurmuştum ancak Antakya Belediyesinin Cumhuriyet Kültür Merkezinde sergilenmesine yakın 6 Şubat depremini yaşadık. Bu zeytin ağacında birçok ses, nefes ve sayısız kişinin hatırası var. Antakya'da yaşadığımız felaket kıyamet gibiydi. Ben o süreci çok zor atlattım. Bütün mahallem, çevrem yok olmuştu. İlk başta şehrimin de yok olduğunu bilmiyordum. Yok olan sadece şehrimiz değil, binlerce yıllık geçmişimiz, geleneklerimiz, anılarımız ve koşulsuz yaşadığımız insan mozaiğimizdi. Ailemle enkaz altında kaldığımda zamanın ve mekânın yok olduğunu tecrübe ettim. Soğuk, yağan olağandışı yağmur, çaresizlik, şaşkınlık, çığlıklar, yıkım sesleri, ağıtlar, cam kırılışları, hepsi anlatılamayacak kadar korkunç bir deneyimdi. En kötüsü de gelen seslerin kimlere ait olduğunu biliyorsunuz ancak insanın elinden hiçbir şey gelmiyor. Çok sevdiğim dostlarımı, esnaf arkadaşlarımı, 48 öğrencimi kaybettim. Eserim de enkaz altında ne durumda olduğunu bilemediğim bir biçimde kaldı.
Geçmişte Antakya'da birçok misafirimi gezdirirken Antakya'nın 7 defa nasıl yıkıldığını ve yeniden nasıl ayağa kalktığını anlatan ben, bu kelimeleri ne kadar basit bir cümle olarak söylediğimi idrak ettiğimde çıkış yolumun yeniden mozaik olacağını anladım. Bu nedenle sanatıma her zamankinden büyük bir aşkla sarıldım.”
Meryem Ana'nın Şefkatli Kollarına Geldim
Antakya Belediyesi tarafından 2,5 ay sonunda enkazların nispeten kaldırılmasının ardından eserin çıkarıldığını aktaran Hüzmeli,
“Eser yara almıştı. Kenarlarından kırılan yerleri, yaprakları ve gelincikleri dökülmüştü. Kenar tahribatını nişan olsun diye düzeltmedim. Kırılan yaprakları bordo yaprakla bezedim ki kanayan yerleri belli olsun. Her birini kaybettiğim öğrencilerime adadım. Bir iş insanının desteği ile bir süre depoda sakladık ve daha sonra Seferihisar Belediyesi'nin desteğiyle İzmir'e getirildi. Selçuk'a gelmesi 6 ay sürdü. Burada anıt eser olarak duruyor. Art Agora'nın CEO'sunun daveti üzerine burada başladım. Antakya'da medeniyetin beşiğinden Meryem Ana'nın şefkatli kollarına geldiğimi düşünüyorum.
Şu an için bu anıt eserim İzmir Selçuk Art Agora'da yerli ve yabancı ziyaretçilerle buluşuyor. Amacım çok daha geniş kitlelerin bu eseri görmesini sağlamak ve akabinde uzun yıllar yaşayacağı özel ya da kamusal bir mekânda nefeslenmeye devam etmesi. Özellikle İstanbul'da sergilenmesi için arayışım sürüyor. Bunun yanında beni farklı kılan, sanatımı özgünleştiren işler ise üç boyutlu mozaiklerim. Türkiye'de üç boyutlu mozaik çalışmalarım fark yaratıyor. Şu anda üç boyutlu eserlerimden oluşacak bir sergi hazırlığı içerisindeyim. Yakın zamanda İstanbul'da tamamen üç boyutlu eserlerimden oluşacak bir sergi açmayı umuyorum. Hâlihazırda devam eden sergilerim de var. Selçuk Art Agora'da eserlerimin sürekli sergilendiği bir alan mevcut olduğu gibi 31 Ocak'a dek 3 boyutlu eserlerimin de bulunduğu Kuşadası Kuarkmer Kültür Sanat Merkezinde Mozaiğin Düşü sergim de devam etmekte.” ifadesine yer verdi.
Bu haber ilk olarak DHA'da yayımlandı. Haber: Yağmur Öngün, İzmir, 23 Ocak 2025.
BENZER YAZILAR




